Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Siyaset ve Liderlik Okulu’nun 24’üncü Dönem Eğitim ve Öğretim Yılı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, fon soruşturmasına ilişkin araştırmalar tamamlanmadan kişi ve kurumların suçlanmasını doğru bulmadığını söyleyerek sabır çağrısı yaptı; “Terörsüz Türkiye” sürecinin bir devlet politikası olarak kararlılıkla sürdüğünü dile getirdi.

Bahçeli, fon soruşturmasının yargısal süreçleri tamamlanmadan, geniş bir çerçevede ele alınmadan yapılan suçlamaların siyaseti gerdiğini belirtti.

“Henüz daha araştırılmadan, sonuca bağlanmadan, sorgulamalar yapmadan, herkesi suçlamayı, bir siyasi anlayış olarak kabullenmemiz mümkün değil. Bu yanlış bir tutumdur, biraz sabırlı olmamızda fayda vardır. Aksi takdirde, bu anlaşma metni siyaseti gerginleştirir, siyaset dilini ağırlaştırır, iftira, yalan ve dolana çok büyük fırsat tanır. … Bakanlarımızı henüz sonuç almadan böyle bir suçlamayı yapmak, yargılanmadan kimler olduğunu tahmin ederek bazı yorumlar sunmak, siyasete ihanettir. İnsanlara saygısızlıktır. Bir suç var ise gereği de yapılmalıdır. … Onun için biraz sabırla beklemekte fayda var.”

“Terörsüz Türkiye” çalışmalarının sağlıklı biçimde ilerlediğini söyleyen Bahçeli, bu yaklaşımın artık devlet politikası olduğunu, yürütme, yasama ve yargı alanlarında uygulandığını belirtti. Yasa kapsamında bazı kurumların oluşturulacağını, terörle mücadelede geri dönüşün mümkün olmadığını ifade etti.

Bahçeli, barış sürecinde “siyasallaşma koordinatörlüğü” konusuna da değinerek, “Siyasallaşma koordinatörlüğü İmralı’da bulunan kişinin de hakkıdır” dedi ve şu ifadeleri kullandı:

“Yasanın öngörmüş olduğu kurumlar kurulmalı ve herkese de bu manada sorumluluk istiyorlarsa o sorumluluğu da vermek lazımdır. Bunlardan bir tanesi de barış sürecinde siyasallaşma koordinatörlüğü İmralı’da bulunan kişinin de hakkıdır. O sıfatı ona vermek suretiyle silahları bırakmak, devlete isyan etmek ve siyaseten şiddet kullanmaktan, 27 Şubat 2025’te tarihinde yapmış olduğu tutarlı ve değerli açıklamalarını kabul ederek, toplum olarak tam destekle Türkiye Cumhuriyeti’nin bu politikasına devam etmelerini sağlamak lazımdır. Cumhurbaşkanımız da bu konuda meclisimizle de müştereken düşünceler geliştirerek çok önemli bir kararlılık içerisinde faaliyetlerini sürdürmektedir. … Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak sözümüz sözdür. Ne söylemişsek arkasındayız. Geri dönüşümüz de yoktur, bunu da herkesin bilmesi lazımdır.”