Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ev sahipliğinde düzenlenen 4’üncü Türk-Alman Ekonomi Konferansı’nda konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Türkiye, Avrupa değer zincirleriyle güçlü biçimde bütünleşmiş bir üretim ortağıdır" dedi. Hisarcıklıoğlu, Avrupa’nın rekabet gücü ve tedarik güvenliği hedeflerine Türkiye’nin katkı sunabilecek kapasitede olduğunu vurguladı.

Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası (AHK) Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Burkhardt Hellemann’ın moderatörlüğündeki panele, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçisi Sibylle Sorg, NATO üst düzey komutanı Tuğgeneral Thomas Lowin ve TOBB Türkiye Savunma Sanayi Meclisi Başkanı Ahmet Akyol katıldı. Panelde Türkiye-Almanya ekonomik ilişkileri ile savunma sanayisinde iş birliği başlıkları ele alındı.

Hisarcıklıoğlu, bu yılki konferansın temasının ’Değişen Savunma ve Güvenlik Mimarisinde Stratejik Ortaklık’ olduğunu belirterek, güvenlik ve ekonomi arasındaki bağın güçlendiğini söyledi. Üretim kapasitesi, teknolojiye erişim, enerji arzı ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığının ülkelerin güvenliği açısından önem kazandığını ifade etti.

Türkiye ile Almanya arasındaki güçlü ekonomik ortaklığa dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, 2025 yılında 52 milyar doları aşan ikili ticaret hacmini 60 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. İş dünyasının beklentisinin barış, istikrar ve öngörülebilirlik olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, güçlü sanayi altyapısı ve müttefikler arasında güvene dayalı iş birliğinin bu hedeflere katkı sağlayacağını dile getirdi.

“NATO’nun 2035 yılına kadar savunma ve güvenlikle bağlantılı harcamaları milli gelirin yüzde 5’ine çıkarma taahhüdü, yeni bir yatırım dönemine işaret ediyor. Bu çerçevede, milli gelirin en az yüzde 3,5’i temel savunma ihtiyaçlarına ayrılacak. Yüzde 1,5’e kadar olan bölüm ise kritik altyapı, dayanıklılık ve ilgili güvenlik yatırımlarını kapsayacak. İş dünyası olarak önceliğimiz, bu kaynakların üretime, teknolojiye ve sürdürülebilir sanayi kapasitesine dönüşmesidir.”

Rusya-Ukrayna Savaşı, Orta Doğu’daki çatışmalar ve Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin ekonomi ve ticarete etkilerine değinen Hisarcıklıoğlu, artan savunma bütçelerinin eğitimli personel, modern teçhizat ve güçlü üretim kapasitesiyle desteklenmesi gerektiğini söyledi. Savunma sanayiinde hızın hayati önem taşıdığını belirterek, üretim kapasitesinin artırılması ve yeni teknolojilerin daha hızlı devreye alınması çağrısı yaptı.

Hisarcıklıoğlu, “Türk ve Alman iş dünyası olarak bu çağrıyı, ortak üretimimizi ve teknoloji iş birliğimizi geliştirmek için önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Birlikte geliştireceğimiz projelerle, müttefiklerimizin ihtiyaçlarına daha hızlı cevap verebilir ve Avrupa’nın güvenliğine somut katkılar sağlayabiliriz” dedi.

Savunma teknolojilerinde insansız sistemler, yapay zekâ, yazılım ve siber güvenliğin öne çıktığını belirten Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin mühendislik altyapısı ve üretim kapasitesiyle bu dönüşümde önemli bir konuma ulaştığını söyledi. “Savunma sanayiimizde bin 400’ün üzerinde proje yürütülüyor. İnsansız hava araçlarından zırhlı araçlara, deniz platformlarından füze, radar ve elektronik sistemlere kadar geniş bir alanda tasarım ve üretim yetkinliğine sahibiz. Savunma ve havacılık ihracatımız 10 milyar doları aştı. Dünyanın en büyük sekizinci silah ihracatçısı konumuna ulaştık” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin yetkinlikleri ile Almanya’nın sanayi ve teknoloji birikiminin birbirini tamamladığını söyleyen Hisarcıklıoğlu, bu birikimin ortak tasarım, ortak üretim, ortak Ar-Ge ve üçüncü pazarlarda iş birliği projelerine dönüştürülebileceğini aktardı. KOBİ’ler ile teknoloji girişimlerinin bu ortaklıklara dâhil edilmesini ve iki ülkeden tedarikçilerin yer aldığı güvenilir üretim ağları oluşturulmasını önerdi.

Hisarcıklıoğlu, savunma sanayisinde ortak projelerin geliştirilmesi ve Türkiye’nin Avrupa savunma programlarına dahil edilmesinin önemini vurguladı. “Firmalarımız, uzun vadeli yatırım kararları için açık, öngörülebilir ve istikrarlı kurallara ihtiyaç duyuyor. İhracat izinleri, lisanslama ve sertifikasyon süreçlerinde daha etkin bir diyalog kurulmasını önemsiyoruz” dedi.

Avrupa Birliği’nin savunma kapasitesini ve ortak üretimini güçlendirmeyi amaçlayan Avrupa Savunma Sanayii Programı, SAFE ve ReArm Europe gibi girişimlerde Türkiye ile etkin iş birliği imkânlarının geliştirilmesini “çok önemli” bulduklarını belirten Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin bu süreçlere dahil edilmesinin Avrupa’nın üretim kapasitesi ve tedarik güvenliğine katkı sağlayacağını söyledi.

“Türkiye-Avrupa Birliği ekonomik bütünleşmesinin önemli bir unsuru” olarak gördüğü Türkiye-Almanya iş birliğini değerlendiren Hisarcıklıoğlu, “Made in Europe” yaklaşımında Türkiye’nin üretim gücü ve mevcut sanayi entegrasyonunun dikkate alınmasını beklediklerini ifade etti. Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, iş insanlarının vize sorunlarının çözümü ve taşımacılıktaki engellerin azaltılmasının ortak rekabet gücünü artıracağını söyledi.

Yeşil ve dijital dönüşümde ortak projelerle sanayinin geleceğinin birlikte şekillendirilebileceğini belirten Hisarcıklıoğlu, konferansın yeni ortaklıklar ve somut iş birliği adımları için zemin oluşturmasını beklediklerini kaydetti. Türk ve Alman iş dünyasının birlikte üretim, teknoloji geliştirme ve yeni pazarlara açılmada önemli fırsatlara sahip olduğunu dile getirdi.